Advertise here

Beşinci Durak: Roma

Tarafından yayınlandı Uygar Tarhan — 3 ay önce

Blog: Kod Adı: Gezginzade
Etiketler: Erasmus blog Roma, Roma, İtalya

Gezmeyi, görmeyi, öğrenmeyi ve eğlenmeyi seven, Erasmus öğrencisi olma hayalleri kuran, gelecek dönem Erasmus programı kapsamında yurt dışında olacak olan  ve Erasmus öğrencisi olup bir daha olmak isteyen herkese Merhabalar!

Bugün her beraber Avrupa'nın en güzel şehirlerinden bir tanesine, Akdeniz'in incisine ve çoğumuzun Coğrafya derslerinden bildiği çizme şeklindeki ülkenin yani İtalya'nın başkenti Roma'ya gidiyoruz. 

Açıkçası Roma, sahip olduğu tarihi yapılar, tarih kokan taşları, sütunları, sokakları ve sosyo-kültürel yapısı ile tarihin en büyük medeniyetlerine ev sahipliği yaptığını kanıtlayan nadide bir Avrupa şehri. Bana sorsanız ve deseniz ki: "Eğer bir Avrupa şehrinde yaşamak isteseydiniz, bu şehir Prag mı Roma mı olurdu?" Bu soru benim için gerçekten çok zor bir soru olurdu. Çünkü iki şehrin sokaklarında da dolaşırken sanki orada doğmuşum, orada büyümüşüm, orada anılar biriktirmişim gibi ve hatta - belki abartıyorsun, yok artık diyeceksiniz ama - harita kullanmadan her yeri bulabilirmiş gibi hissettim. Ne yalan söyleyeyim buldum da.

ROMA'YA GİTMEYE NASIL KARAR VERDİK?

Neyse çok uzatmadan "Roma'ya gitmeye nasıl karar verdik?" sorusunu cevaplamak istiyorum. Aklımızda gittiğimizden beri hep bir Şampiyonlar Ligi maçına gitmek vardı ve bu şampiyonlar ligi maçının efsane bir şehirde, efsane bir stadyumda, efsane takımlar tarafından oynanmasını arzuluyorduk. Böyle bir maça bilet ararken, fırsat çoktan ayağımıza gelmişti bile. Ucuz sayılabilecek bir fiyata Roma Olimpiyat Stadı'nda oynanacak olan Real Madrid - Roma maçına bilet bulduk. Biletlerimizi aldıktan sonra artık gezi planımızı yapmaya gelmişti sıra.

GEZİ PLANINI NASIL YAPTIK?

Efsane maç için bir o kadar efsane fiyata bilet bulmamızın ardından, şimdi "Rynair" uygulaması üzerinden uçak biletlerimizi aramaya başlamıştık. Son günü maç tarihine gelecek şekilde 4 ya da 5 günlük bir Roma tatili için aramalarımızı yapmaya başladık. 10 Euro gibi cüzi bir miktarda biletler ile karşılaşmamıza rağmen tarihler uyuşmadığı için bu güzel fırsattan yararlanamadık. Yanlış hatırlamıyorsam adam başı 29 Euro olacak şekilde bilet almayı başarabildik.

Biletleri aldıktan sonra ise konaklayacağımız oteli aramaya başladık. "Booking" uygulaması üzerinden 5 gecelik fiyatı 1000 TL olan üç yıldızlı bir otele rezervasyon yaptırdık. Bu fiyat iki kişi içindi ve kahvaltı da dahildi. Gittiğimizde görecektik ki otel ve personeli her şeyiyle çok iyi ve bize karşı çok yardımcılardı.

ROMA YOLCUSU KALMASIN!

Yolculuk günü gelmişte çatmıştı bile. Sırt çantalarımızı yüklenip Prag Vaclav Havel Havalimanı'nın yolunu tuttuk. Tabi rüya şehir Prag'ı biraz daha gezebilmek için bunu bir gün öncesinden yapmıştık. Roma uçağımız sabah saat 6.00'da idi ve havalimanına çok yakın bir yerde uygun fiyata konaklayacaktık. Akşam olup biz kalacağımız yeri ararken, konaklayacağımız otelin terminal 1'in içinde olduğunu öğrendik ve büyük bir hayal kırıklığına uğradık. Çünkü bizim "boarding pass" lerimiz terminal 2 için giriş sağlıyordu. Bize yine havalimanının kuru sandalyeleri belki de en iyi ihtimalle bulacağımız ikili koltukları kucak açıyordu. Sabaha kadar misafirhanedeki ikili koltuklarda uyumaya çalıştık ve bir o yana bir bu yana derken uçak saatini getirmiştik. Artık söyleyeceğimiz tek bir şey vardı ve o da: "Roma yolcusu kalmasın!" 

ROMA'DA NERELERİ NASIL GEZDİK?

1) KOLEZYUM

Bugün sokaktan geçen birine Roma hakkında bir kelime söyle deseler, bu kelime yüksek ihtimal ile "Kolezyum" olurdu. Bu yüzden, bizim de Roma'daki ilk durağımızdı Kolezyum. Ben Kolezyum'u çok merak ediyor, içine girmek istiyor ve "GLADYATÖR" filminde görmüş olduğum arenada fotoğraf çekilmeyi deli gibi istiyordum. Fakar 12 euro verip içeri girdiğimde gördüğüm tek şey taş ve kaya yığınları oldu. Bu taş ve kaya yığınları çok şey görmüştü elbet ama bana görmek istediklerimi vermemişti açıkçası.

2) ROMA FORUMU

Roma Forumu, Kolezyum'a olan coğrafi yakınlığı nedeniyle ikinci durağımız oldu. Daha çok "Forum Magnum" olarak anılan Roma Forumu, gerçek anlamıyla bir tarih abidesiydi ve imparatorluğun ticari, siyasi merkezi olarak hizmet etmişti. Biz Roma Forumu'nu geziyorken bardaktan boşalırcasına yağan yağmura hazırlıksız yakalanmıştık. Fakat çevrede sürekli olarak şemsiye ve yağmurluk satan satıcılar sayesinde ıslanmaktan kurtulmuştum. Yani en azından ben...

3) İSPANYOL MERDİVENLERİ

Adı en sık duyulan turistik yerlerden biri olan İspanyol Merdivenleri'ni ben hiç duymamıştım ya da duymuş ama merdivene bakarak ne elde edebiliriz diye düşündüğümden ön yargılı yaklaşıyordum. Bu merdivenler adını hemen çaprazında bulunan İspanyol Elçiliği'nden alıyor olsa gerek. Burada yapabileceğiniz tek şey oturup soluklanmak. Tabi bizim gittiğimiz gündeki gibi yağmurlu değilse...

4) TREVİS (AŞK) ÇEŞMESİ

Gezimiz coğrafi yakınlığa göre planlanmış ince bir çizgide ilerliyordu. Zaman zaman fiziksel durumumuza göre planda küçük değişiklikler yapabiliyorduk. Bu bağlamda, Roma'da dördüncü durağımız İspanyol merdivenlerine yürüyerek 10 - 15 dakika uzaklıktaki Trevis diğer adıyla "Aşk Çeşmesi" oldu. Çeşmeye vardığımızda çok güzel bir mimari ve çeşmenin tepesinde uçuşan güzel kuşların oluşturduğu mükemmel manzara ile karşılaşacaktık. Çeşme beni gerçekten cezbetmişti ve kendimi bulduğum bir boşlulta fotoğraf çekilmekten alıkoyamamıştım. Tabi çeşmenin en ilginç yanı: "İnsanların, sağ ellerini kullanarak sol omuzları üzerlerinden para atıp dilek dilemeleri sağlanır ve bu dileğin gerçekleşmesi beklenirdi." İlerleyen zamanlarda çeşmeye atılan bu paraların belli aralıklar ile toplandığını ve ekonomik krizden dolayı devlet kasasına aktarıldığını öğrenecektik.

5) NOVANA MEYDANI

Novana Meydanı, çok renkli bir meydan ve barok mimarisini yansıtan yapılar ve meydanda bulundan üç adet çeşme ile süslenmiş durumda yer alıyor. Etrafta bulunan kafeler, kafelerden yükseldiğini duyduğum hareketli ve bir o kadar güzel parçalar ile kendi kendini canlandıyor adeta bu meydan. Eğer yorulmuşsanız ve biraz soluklanmaya ihtiyacınız varsa, tam da burda Novana Meydanı'nda espressonuzu içerek soluklanabilirsiniz.

6) PANTHEON

Pantheon, "Tüm Tanrıların Tapınağı" olarak anılıyor. Dışarıdan bir hayli devasa görünen bu yapının asıl önemli ve beni cezbeden özelliği kubbe kısmı oldu. Çünkü kubbesi çok geniş bir şekilde güneş ışınlarının içerisine girmesine uygun olarak inşaa edeilmişti.

7) VATİKAN MÜZESİ VE SİSTİNA ŞAPELİ

Vatikan'ın, İtalya'nın başkenti Roma'da yer almasına rağmen ülke statüsünde sayıldığını ve dünyanın en küçük ülkelerinden birini ihtiva ettiğini söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum(!). Vatikan'ı her ne kadar dünyanın en küçük ülkelerinden biri olarak nitelendirsekte öyle bir-iki saate sığdırılarak gezilemeyeceğini biliyorduk. Bu yüzden, Roma'da ikinci gün ilk durağımızın adresi Vatikan Müzesi ve Sistina Şapeli oldu. Burda size verebilecek olduğum en değerli tavsiyelerden biri, Vatikan'ı gezmek için bir gününüzü ya da en azından bir gününüzün yarısını ayırmanız olacaktır. Çünkü, içerisinde öyle bir ya da iki saatte sindirelemeyecek kadar dini sanat eseri olduğunu göreceksiniz. 

Müzenin içerisine girdiğinizde birçok modern ve dini sanat eseri ile karşılacaksınız. İçeride çok ama çok büyük bir kalabalık olacağı için hızlı hızlı yürüme şansınız bulunmayacak ve kesinlikle görmenizi tavsiye ettiğim yer olan "Sistina Şapeli" yolunda ilerlerken kalabalıktan bunalacağınızı da söylemeden geçmek istemiyorum. Sistina Şapeli'ne geldiğinizde sizi büyük bir salonu adeta karınca sürüleri gibi doldurmuş olan turistler karşılayacak ve biraz sonra sizde o karınca sürüsüne katılacaksınız. Tabi salonun dört bir yanında duran güvenlik görevlileri de cabası... Ayrıca burada fotoğraf çekmenin yasak olduğunu belirtmeliyim. 

Vatikan Müzesi ve dünyaca ünlü Sistina Şapeli'ne damgasını vuran eser ise Michelangelo tarafından oluşturulmuş olan "Adem'in Yaradılışı" sahenesi olsa gerek. Hatta o resme bakarken ve gizlice totoğrafını çekmeye çalışırken Melih'e söylediğim ve fotoğrafın altında paylaştığım söz şu oldu: "Ve Tanrı dokunarak Adem'İ yarattı."

8) PIAZZA DEL POPOLO

Piazza Del Popolo, Roma'nın en büyük meydanı ünvanını taşıyor ve bu meydan gerçekten benim o zamana kadar gördüğüm ve içerisinden çıkmak istemediğim bir yerleşke idi. Bir anayol üzerinde yer alan devasa bir kapıdan meydana giriş yapıyorsunuz. İçeri girdiğinizde şehrin kargaşasından çok uzak, içerisinde hiçbir aracın bulunmadığı, amaç olan insanların yer aldığı ve tarih ile modernizmi aynı potada eritmeyi başarmış ya da aynı çizgide dengede tutmayı sağlamış olan bir meydan ile karşılaşıyorsunuz. Benim Roma'da en beğendiğim yerlerden biri Piazza Del Popolo oldu. Çünkü içeri girer girmez tattığım o ortamı nasıl resmetsem gerçekten bilmiyorum. İçeri girer girmez etrafa dağılmış ve hepsi farklı işlerle meşgul gülen insanları geniş bir açıdan görmek mi desem, yoksa havaya uçuşan küçük baloncuklar eşliğinde çalan fon müziğinin aynı anda zevkine varmak mı desem  bilemedim. Sosyal ve kültürel açıdan çok hareketli olan bu meydanı gidip görmelisiniz derim ben.

9) VILLA BORGHESE

Villa Borhese, metrodan ilgili durakta iner inmez Villa Borghese çıkışını kullanarak direkt olarak ulaşabilirsiniz. Burası sadece Roma'nın ya da İtalya'nın değil bence dünyanın en güzel bahçelerinden mi desem korularından mı desem bilemedik ama kesinlikle onlardan birisi. Roma'nın eşsiz tarihi mimarisi ile doğal güzellikleri bu parkta buluşmuş adeta, Burası özellikle çocuklu aileler için iadeal bir gezi durağı olacaktır. Çünkü içeride bulunan "Roma Hayvanat Bahçesi" ni gezebilir, "Su Saati"ni görebilir ve güpgüzel bahçelerin fotoğrafını çekebilirsiniz.

10) STADIO OLIMPICO

Bizim bildiğimiz ve en çok kullandığımız adıyla "Roma Olimpiyat Stadı". Roma'daki son gecemizi burda, Roma - Real Madrid maçını izleyerek geçirecektik. Heyecandan stada 4 saat öncesinden gittiğimizi hatılıyorum. Öylece oturup beklemiştik. İçeri alımlar başladığında ise en ön sıradaydık ve içeri girdiğimiz her şeyi hazır ama bomboş bir stad bizi karşıladı. Maç başlamadan önce efsaneler protokoldeki yerini almaya başlamıştı bile. Francesco Totti, Raul Gonzales, Roberto Carlos ve niceleri... Maç başladığında stad tıklık tıklım dolmuş ve atmosfer büyülü bir hale gelmişti. Sanki 40 yıllık bir Roma taraftarıymışçasına bağırıyor ve şarkılara eşlik ediyorduk. Hatta bir besteyi yarım yamalakta olsa - şu an tamamen biliyorum - oracıkta ezbelediğimi hatırlıyorum. Sadece İngilizce ve İspanyolca bilip temek kelimeler ve kalıplar dışında İtalyanca bilmeme rağmen yazım yanlışları için özrü dileyerek biraz bu besteyi mırıldanmak istiyorum. 

"Roma Roma Roma, core de 'sta città, unico grande amore, de tanta e tanta gente, ce fai sospirà..." 

Güpgüzel bir doksan dakikadan sonra bizim bulunduğumuz taraftaki kalenin ağları hiç havalanmamış ve maç 2-0 Real Madrid zaferi ile sonuçlanmıştı. Maç sonunda kendimi besteler söylerken ve koşarak metroya yetişmeye çalışırken buldum. 

Roma maceramız o gece bitmiş, ertesi sabah uçağımıza binerek Avrupa'daki istirahatgahımız olan Prag'a geri dönecektik.

NASIL SEYAHAT ETMELİYİM?

Roma'da bulunan herhangi bir istasyonda bulunan makinalardan, konaklayacağınız gün sayısına uygun olan seçeneği seçerek tüm ulaşım araçlarında geçerli olan biletlerden temin edebilirsiniz. 3 farklı renkte kategorize edilmiş "Roma Metro Hatları"nı kullanmak vasıtasıyla gezeceğiniz her bir yere rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

NEREDE YEMEK YEMELİYİM?

Roma'nın her caddesinde sık sık rastlayabileceğiniz Pizzacılara girerek, "İtalyan Pizzası"nın tadına bakabilirsiniz.

E artık küçük tüyolarımızı da paylaştıktan sonra yazımıza son vermenin zamanı geldi gibi. Roma'yı gidip görmeniz dileğiyle... Paris'te görüşürüzz...







Fotoğraf galerisi


Yorumlar (0 yorum)


Kendine ait Erasmus blogunun olmasını ister misin?

Yurtdışında yaşamayı tecrübe ediyorsan, tutkulu bir gezginsen veya yaşadığın şehri tanıtmak istiyorsan... kendi blogunu oluştur ve maceralarını paylaş!


Hesabınız yok mu? Kaydol.

Biraz bekleyin lütfen

Koşun hamsterlar! Koşun!