Advertise here

İlk Durak: Avrupa'nın İncisi Prag

Tarafından yayınlandı Uygar Tarhan — 3 ay önce

Blog: Kod Adı: Gezginzade
Etiketler: Erasmus blog Prag, Prag, Çek Cumhuriyeti

Merhabalar Arkadaşlar,

Benim kalbi olarak bir o kadar sevdiğim ve Çek Cumhuriyeti'nde bulunduğum süre içerisinde her fırsatta ziyaret ettiğim Avrupa'nın incisi ya da benim betimlemem ile "Avrupa'nın Altın Şehri (Gerdanlığı)" olan Prag anı ve tavsiylerim ile karşınızdayım. Yazımız biraz uzun olacak fakat sizin için yararlı olan her ayrıntıyı vermeyi ve kafanızda en ufak bir soru işareti bırakmamayı, aynı zamanda da ara sıra anlatacağım komik anılarla sizleri keyiflendirmek istiyorum.

Her şey elimde biri büyük biri küçük iki bavul, bir sırt ve bir laptop çantası ile uçaktan inmem ile başladı. Bu arada en büyük şansımı size açık yüreklilikle belirtmek isterim ki o şansım; yoldaşım Melih idi. Melih, gitmeyi planladığımız ülkelerde her şeyi önceden araştırır ve işini asla şansa bırakmazdı. Aynı zamanda internet paketi yapmayı hiç unutmazdı.:) Bu arada, yeri gelmişken size "Vaclav Haval Havalimanı" hakkında teknik bilgiler vermek istiyorum.

VACLAV HAVAL HAVALİMANI TEMEL BİLGİLENDİRME

Çek Cumhuriyeti'nin ilk devlet başkanı olan Vaclav Havel'den adını alan havalimanı 3 terminalden oluşmaktadır. Terminal 1: Schengen ülkeleri dışında kalan ülkelere yapılan uçuşları kapsıyor. Yani, Türkiye'den Çek Cumhuriyeti'ne yapacak olduğunuz uçuşunuzda Terminal 1'de inecek ve ülkeye geri dönerken bu terminali kullanacaksınız. Terminal 2: Schengen ülkeleri kapsamında gerçekleştirelen uçuşları kapsamaktadır. Yani, diğer Avrupa şehirlerine yapacak olduğunuz seyahatlerinizde bu terminali kullanacaksınız. Terminal 3: Sanıyorum ki özel amaçlarla kullanılan bir terminali teşkil ediyor. Yani, bu terminal ile kesinlikle işiniz yok. 

Uçaktan inip "Baggage Claim" yazılı tabelayı takip edip, pasaport ve vize kontrol noktasına ulaştık. Kısa bir süre içerisinde belgelerimiz kontrol edildi. Belgelerimi kontrol eden polis memuru çok güleryüzlüydü ve neredeyse muhabbet ettik. Öğrenci olduğumu öğrendiğinde başarılar diledi ve geçmem için kapıyı açtı. Bizim polisimizin somurtkanlığının (genelleme yapmak hoşuma gitmiyor ama bana denk gelenler hep öyleydi sanırım) aksine, güleryüzlü ve sevecen oluşları heyecanımı arttırmıştı. Kapıdan geçer geçmez valizlerimizin geleceği bandı bulup, 15 dakikalık bir beklemenin ardından valizlerimizi teslim aldık. Tabi o arada bizimle aynı uçakta olan diğer Türk öğrencilerle tanışmış bulunuyorduk. Biz nasıl gidileceği konusunda bilgili olduğumuz için takıldılar peşimize ve Haydi deyip yola koyulduk. 

ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDERİM?

119 numaralı otobüsü beklemek için otobüsün geleceği durağa doğru ilerlemeye başladık. Otobüs durağının hemen yanında bulunan sarı renkteki bilet makinalarından biletlerimizi aldık ve otobüse binerken biletlerimizi okuttuk. Bileti kesinlikle almanızı ve otobüse öyle binmenizi öneririm. Çünkü, okunmuş biletleri kontrol eden memurlar her yerden karşınıza çıkabilir ve biletinizin olmaması durumunda adam başı 35 Euro yaklaşık olarak 800 Czk para cezası kesebilir. 119 numaralı otobüse binip son durağa kadar hiç heyecan ve nerede ineceğim endişesi olmadan devam ediniz. Heyecanlı ve ne yapacağını o anın verdiği coşkuyla bilemeyen arkadaşlar durakları otobüsün içindeki ekranlardan takip edebilirler. Son durağın adı: Nadrazi Velaslavin. O durakta inecek ve hemen otobüs durağının yakınındaki merdivenlerden metroya ineceksiniz. Yeni bir bilet almanıza gerek yok. Çünkü otobüs için almış olduğunuz bileti zamanlı olarak alacaksınız ve almış olduğunuz bilet metro içinde geçerli olacak. 

Metro'ya binip yaklaşık olarak 15 dakikalık kısa bir yolculuğun ardından Mustek adlı durakta inecek ve merdivenlerden çıktığınızda kendinizi Prag'ın büyülü merkezinde, Wenceslas Meydanı'nda bulacaksınız. Anın şaşkınlığını üzerinizden atmanızın ardından, yolun karşısında bulunan exchange ofislerden birinde 50 Euro gibi bir paranızı Çek Korunası'na çevirmenizi öneririm. Çok az komisyon alan yerler bilmeme rağmen burada tarif etmemin onları bulmanıza yardımcı olduğunu düşünmediğim için belirtmiyorum.

Daha sonra Praha Hlavni Nadrazi yani Prag Demiryolları İstasyonu'na doğru gittik. Varır varmaz nihai istikametimiz, aynı zamanda bir Silezya-Moravya ili olan fakültemizin bulunduğu Karvina'ya biletlerimizi alarak tren ile yol almaya başladık. Yaklaşık olarak 4 saatlik bir yolculupun ardından Karvina'ya vardık. Gece yarısı kendimi yeni yatağımda yorgun argın bulmuştum.

Vardığımız o hafta içinde, Çek Cumhuriyeti sınırları içerisinde %75'lik bir indirim sağlayan turuncu kartlarımızı alarak hafta sonunu geçirmek için Prag'a doğru yola koyulduk. Sabahın erken saatlerinde çıktığımız yolculuğumuz öğleden önce 10 civarı Praha Hlavni Nadrazi'de son buldu.

1. COMMUNISM OF MUSEUM

Her zaman hazır ve nazır olan gezi planımızı adım adım uygulamaya koyulduk hemen. İlk durağımız, Komünizm Müzesi (Communism of Museum) idi. Müzeye girmek için gerekli olan 250 Czk'yı ödeyip müzeye girdik ve soğuk savaş sırasında Sovyet etkisi altında olan Çek Cumhuriyeti'nin Sosyalist-Komünist tarihini öğrenmeye başladık. Bir komünizm müzesi olmasına rağmen Klement Gottwold'un değil de Batı'ya daha yatkın olan Vaclav Haval'in resim ve sözlerine yer verilmesi bir uluslararası ilişkilerci olarak gözümden kaçmadı. İlgili müzede güzel bilgiler edinip, güzel fotoğraflar çekip, bize hediye edilen espressolarımızı içtikten sonra müzeden ayrıldık.

2. PRAGUE OLD TOWN

İkinci Durağımız, Prague Old Town oldu. Old Town'a vardığımızda hava öylesine güzel ve meydan öylesine kalabalıktı ki her şey muazzam görünüyordu. Burasını yılbaşında hayal bile edemiyordum. Old Town'u gezerken ve etrafı incelerken Çek Cumhuriyeti'nin meşhur tatlısı Trdelnik'i almayı ihmal etmemiştik. Old Town'da bulunan ve beni hikayesi itibari ile gerçekten etkileyen Astronomik Saat'in hikayesini ve izlenimlerimi mekanlarım kısmında yakın gelecekte paylaşacağım.

3. CHARLES BRIDGE

Üçüncü durağımız, şehrin iki yakasını birbirine bağlayan ve gerçek anlamda tarih kokan Charles Bridge oldu. Charles Köprüsü gerçekten benim hayatımda çok özel bir yer oldu ve öyle olarakta kalacak. Kız arkadaşım ile konuşurken bana tarif ettiği Osmanlı figürünü defalarca bir o yana bir bu yana geçip bulamamam ve bunun üzerine önümüzdeki dönem sonuçlanacak olan bir iddiaya girmemiz beni çok heyecanlandırır. Tabi Charles Köprüsü'nün büyüleyici bir manzara sunduğunu söylememe ve karikatüristlerin yaptıkları resimlerle çok samimi bir hale büründüğünü söylememe hiç gerek yok diye düşünüyorum. 

4. DANCING HOUSE

Dördüncü durağımız, Dancing House oldu. Prag'ın tanıtım resimlerinde gördüğümüz ve önünde fotoğraf çektirmek için heyecanlandığımız o binanın - resimlerdeki büyüsünü asla inkar etmemekle beraber - o kadar da büyüleyici olmadığını en azından kendi adıma söyleyebilirim. Yine de fotoğrafımızı çektirip devam ettik.:)

5. KAREL BOROMEJSKY KİLİSESİ

Beşinci durağımız, Karel Boromejsky Kilisesi oldu. Kilise gezilir mi demeyin sakın! Çünkü, bu kilise tarih kokuyor ve benim gezmek istediğim, tarihin kokusunu içime çekip olayların gerçekleştiği anların gözlerimde canlandırmak istediğim nacizane yerlerden bir tanesini ihtiva ediyor. Bu kilise hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız, Thomas Shelby'nin başrolünü üstlendiği "Operation Anthropoid" adlı filmini izlemenizi ve bu kiliseyi o farkındalık ile gezmenizi öneririm. Şu an hikayeyi burda anlatmak istemiyorum. Çünkü sizi izlemeye ve araştırmaya sevk etmek istiyorum. İzlemeye zaman bulamayan arkadaşlarım için ayrıca mekanlar kısmında yakın gelecekte bahsedeceğim.

6. PRAG KALESİ

Gün içerisindeki altıncı durağımız, Prag Kalesi oldu. Kale'ye giriş ücretini yanlış hatırlamıyorsam 350 Czk olsa gerek. Prag Kalesi, içerisinde Aziz Vitus Katedrali, Eski Kraliyet Sarayı, Altın Yol, Beyaz Kule ve Yaz Bahçeleri gibi görülmeye değer yapılar barındırıyor. Ayrıca, Prag Kalesi'nin bulunduğu konumdan kuşbakışı denecek gibi altın şehir Prag'ı seyredebilirsiniz.

YEMEK ARASI

Yemek yeme zamanımız gelmiş geçmişti bile. Günün yorgunluğu ile Wenceslas Meydanı'na doğru yürüdük ve burnumuza - belki de kurt gibi aç olmamızdan yana gelecek - leziz gelen hot-dog kokularına karşı koyamayıp hemen satın aldık. Sanırım domuz eti olacak ki etin nasıl sündüğünü ve ısırdıktan sonra nasıl çöpe attığımı hala unutamıyorum. Sonra bildiğimiz şekliyle KFC'ye girip double zinger burger menü alıp aç karınlarımızı bir güzel doyurduk.

E gün bitti, nerede kalacaksınız diye soracaksınız biliyorum. İnanın biz de bilmiyorduk ve o gece - daha sonra da devam edecek olan - Prag Tren İstasyonu'nda kalmaya başladık. Hayatımda geçirdiğim en ilginç gecelerden bir tanesiydi. Tüm gece bitip tükenmek bilmeyen bir piyano sesi içerisinde uyumaya çalışmak, alttan alttan vuran rüzgar, valizlerinin üzerinde yatıp uyuyan insanlar, etrafta dolaşan onca insan... Sabahı zor etmiştik ama güneş daha sıcak yüzümü göstermemişti. Güneşin sıvak yüzünü bir an önce göstermesini diliyordum. Çünkü donuyordum. Dayanamayıp sabahın altısında KFC'ye gidip bir double zinger menü daha patlattık ve tabi söylemeyi unuttum. Oradaki Buger King, Mc Donalds, KFC vb. fast-food firmalarında söylediğiniz menü sayısı kadar bardak size veriliyor ve siz istediğiniz içecekten istediğiniz kadar hemen yan tarafta bulunan dokunmatik makinalardan alıyorsunuz.

7. JOHN LENNON WALL

Güneş bize yüzünü gösterip içimizi ısıtmaya başladığında biz Old Town'u geçmiş ve Charles Bridge üzerinde ilerliyorduk. İstikametimiz, John Lennon Duvarı idi. Bu duvari John Lennon'ın öldürülmesinin ardından Prag'lı gençler tarafından politik resimler ve Beatles'ın şarkı sözleri ile doldurulmuştur. Bu duvar önünde Uzak Doğulu kızların Melih ile fotoğraf çektirmesi de unutamadıklarımız arasındadır.

8. PARLAMENTO BİNASI

Sonraki durağımızın, Parlamento Binası olmasını istiyorduk ve Parlamento Binası'na doğru yola koyulduk. Galiba hafta sonu olması nedeniyle ziyareye açık değildi ve sonuç olarak giremedik.

9. KGB MÜZESİ

En son durağımızı, KGB Müzesi olarak belirlemiştik. Fakat yürüme mesefesi ile dakikalık bir uzaklıkta olduğu için bu ziyareti bir sonraki Prag seyahatimize erteledik. Nasıl olsa Prag ile daha çok buluşacaktık. 

Tren İstasyonu'na doğru yola çıktık ve akşam üzeri olduğunda güzel bir duş alıp iki günün mayhoş yorgunluğu ile kendimizi yataklarımıza attık. 

Umarım bu yazımda size faydalı olabilmişimdir. İkinci durağımız olan Krakow'da görüşmek üzere değerli okurlar...

   

   


Fotoğraf galerisi


Yorumlar (0 yorum)


Kendine ait Erasmus blogunun olmasını ister misin?

Yurtdışında yaşamayı tecrübe ediyorsan, tutkulu bir gezginsen veya yaşadığın şehri tanıtmak istiyorsan... kendi blogunu oluştur ve maceralarını paylaş!


Hesabınız yok mu? Kaydol.

Biraz bekleyin lütfen

Koşun hamsterlar! Koşun!